Özlem Çerçioğlu’nun zır cahil trolleri son günlerde sosyal medya hesaplarında sarı binadan aldıkları talimatla yazdıkları açık olan aynı cümleyi arabın yalellisi gibi tekrar edip duruyorlar: “Özgür Özel de CHP oylarına ihanet etti., seçmenin iradesini gasp etti”.

ÇERÇİOĞLU’NUN ZIR CAHİL TROLLERİ AKILLARINCA HALKI APTAL YERİNE KOYUYOR

Troller akıllarınca ‘Özlem Çerçioğlu’na hain diyordunuz, Özgür Özel de hain demeye getiriyorlar. Çerçioğlu’nun paçasını kurtarmak için AKP’ye kaçışıyla Özgür Özel’in yeni parti kurmasının aynı şey olduğunu yutturmaya çalışıyorlar. Yemezler! Aydın halkını kendileri gibi cahil sanıyorlar. Çok komikler, son günlerde Deniz Göktaş kadar beni güldüren bir şey varsa o da sarı binanın trolleri.

Çok kıymetli troller, biliyorum okuduğunuzu anlamakta zaman zaman büyük güçlük çekiyorsunuz, ama dilim döndüğünce size anlatmaya çalışayım. Canımın içi sarı bina trolleri öncelikle seçmene ihanet nedir? Kişisel çıkarı için seçmenin oyunu alırken savunduğu siyasi kimliği, ilkeleri ve değerleri terk edip, tam 344 bin CHP oyunu hiçe saymak mıdır? Yoksa aynı siyasi çizgide kalarak, partinizi sarayın talimatıyla atanan hain kayyum Kemal’den, ülkenizi de AKP iktidarından kurtarmak için yeni bir yol açmak, yeni bir mücadele yöntemi önermek midir?

ZEKA KÜPÜ MÜBAREKLER

Zır cahil olduğunuzdan nitelik olarak birbirinin tam zıttı iki durumu birbirine benzeterek aklınızca hem Özlem Çerçioğlu’nun AKP’ye geçişini meşrulaştırmak hem Özgür Özel’e darbe vurarak cansiperane savunduğunuz hain butlancı Kemal Kılıçdaroğlu’na destek veriyorsunuz. Bir taşla iki kuş hesabı! Yemin ederim her biriniz zeka küpüsünüz. Hain Kemal Kılıçdaroğlu’nun butlan il ve ilçe yönetimlerini atama yetkisini Özlem Çerçioğlu’na verdiği herkesin bildiği bir sır değil mi? Güya bu siyasi pozisyonu pekiştirmeye çalışıyorsunuz, elbet sarı binanın emriyle. Sizi gidi zeka küpleri sizi!

Ama Aydın halkının zekasını hafife alıyorsunuz. Sizden çok daha zeki olduklarını unutuyorsunuz. İki olayın birbiriyle ilgisi olmadığını, Özlem Çerçioğlu’nun kişisel çıkarı için “irade gaspı” yaptığını, Özgür Özel’in ise kişisel çıkarı için değil, halkın ve tabanın yoğun talebi üzerine ülkesini ve partisini kurtarmak için yeni bir siyasi yol açtığını görmüyor mu sanıyorsunuz?

MESELE İHANETSE ÖNCE AYNAYA BAKIN

Siyasette “ihanet” kavramı çok kolay kullanılıyor, gelişen olaylar karşısında bazı siyasetçilere kolaylıkla “hain” yaftası yapıştırılabiliyor. Ancak bu kadar ağır bir suçlamayı yapmadan önce, kime ve neye ihanet edildiğini doğru tanımlamak gerekir değil mi? Bir siyasi partide milyonlarca insan oyunu sadece bir isme değil; o partinin programına, ilkelerine, tarihine ve temsil ettiği siyasal çizgiye verir. Herşeyyden önce seçmenin iradesini değerlendirirken, kişisel tercihler ile siyasal ilkeler arasındaki farkı görme zorunluluğu vardır.

Özlem Çerçioğlu’nun hakkındaki dava ve dosyalardan kurtulmak için AKP’ye kaçışı ile ülkeyi AKP iktidarından, CHP’yi saray talimatıyla kayyum olarak atanan hain Kemal’den kurtarmak için halkın ve parti tabanının talebi ile yeni bir siyasi yol açan Özgür Özel’in istifasını aynılaştırmak kelimenin tam anlamışla halkı aptal yerine koymaya çalışmaktır.

Bir siyasetçi partisinin politikalarını değiştirmek isteyebilir, genel başkanını eleştirebilir, hatta partiden ayrılıp yeni bir siyasi hareket başlatabilir. Bunların tamamı demokrasinin içinde yer alan meşru tercihlerdir. Doğru ya da yanlış bulunabilir ama bunlar siyasal rekabetin doğal parçalarıdır.

Buna karşılık seçmenin oy verdiği siyasi kimliği terk ederek bambaşka bir siyasi safa geçmek ise bambaşka bir tartışmadır. Çünkü burada sorgulanan şey, seçmenin sandıkta ortaya koyduğu iradenin nasıl temsil edildiğidir.

SEÇİMDE SON SÖZÜ HALK SÖYLEYECEK

İşte siz trollerin yapmak istediği tam da bu farkı görünmez hale getirmek. Elmalarla armutları aynı kefeye koyup kafa karıştırdığınızı sanıyorsunuz. Bir tarafta siyasi çizgisini koruyarak farklı bir yol önerenleri, diğer tarafta seçmenin oy verdiği siyasi aidiyetin dışına çıkanları aynı kefeye koymaya çalışıyorsunuz. Çünkü ancak böyle bir propaganda ile kendi tezlerinizi savunabileceğinizi düşünüyorsunuz.

Canlarım benim! Oysa siyaset sloganlarla değil, tutarlılıkla yapılır. Eğer “ihanet” kavramını kullanacaksanız, herkese aynı ölçüyü uygulamak, herkesi aynı kantarla tartmak zorundasınız. Kavramları kişiye göre eğip bükerseniz onları savunmuş olmazsınız, sadece içlerini boşaltırsınız.

Son 20 yılda görüldü ki toplumu ikna etmenin yolu algı operasyonları değildir. Vatandaş artık kimin ne söylediğinden çok, kimin ne yaptığına bakıyor. Bu çok açık. Dün savunduğunu bugün reddedenleri de görüyor. Dün ağır sözler söylediği kişilerle bugün aynı fotoğraf karesine girenleri de görüyor. Dün “asla” diyenlerin bugün nasıl “elbette” dediğini de görüyor. Bu yüzden sosyal medyada üretilen sloganların ömrü birkaç saat, birkaç gün olabilir. Ama siyasette tutarsızlığın hafızası çok daha uzundur. Hiç kimse seçmeni hafızasız sanmasın. Çünkü sandık günü geldiğinde, trol hesapların attığı mesajlar değil, vatandaşın aklı ve vicdanı konuşur. Göreceksiniz ki seçim günü son kararı sizin gibi trol hesaplar değil, sandık verecek.

NOT: Kullanılan görsel yapay zeka tarafından oluşturulmuştur.